Menü
close
Üye Giriş
close
Google İle GirişFacebook İle Giriş
Okuma Yolculuğuna Başla!
Üyelere özel Timaş Ayrıcalıkları İçin Şimdi Ücretsiz Katıl
GiftSiparişine Özel Sürpriz Hediyeler
DiscountAlışverişlerine Özel İndirimler
Cargo-Plus990 TL ve Üzeri Alışverişlerde Ücretsiz Teslimat
+Kayıt Ol
Paylaş
XVIII. Yüzyılda Osmanlı-Prusya Münasebetleri - 1

XVIII. Yüzyılda Osmanlı-Prusya Münasebetleri

Kitap Hakkında

“Politika her şeyden evvel, elverişli durumlar yaratmaya çalışmaktansa, mevcut bu gibi durumlardan istifade etmek sanatıdır. Bu yüzden önceden sonu belirsiz olaylar hakkında ileriye matuf antlaşmalar yapmamanızı ve ellerinizi bağlamamanızı tavsiye ediyorum. Böylece zaman, yer ve şartların el verdiği gibi olaylara müdahale etmeniz, yani bir kelime ile menfaatlerinize göre davranmanız mümkün olur.”

Prusya Kralı II. Friedrich

Usta tarihçi Prof. Dr. Kemal Beydilli’nin bu çalışması, doçentlik tezi olarak hazırladığı iki kitabının birleştirilmiş, tekrar gözden geçirilmiş, yeni bilgilerle takviye edilmiş ve genişletilmiş hâlidir.

II. Friedrich devrinde (1740-1786) Avusturya ve Rusya’ya karşı amansız bir mücadele veren ve zor durumda kalan Prusya’nın, bu devletleri arka cephelerinden sıkıştıracak bir kuvvet olarak Osmanlı İmparatorluğu’nu doğal bir müttefik olarak görmesiyle önem kazanan bu münasebet, giderek her iki devletin müşterek “komşu ve düşmanlarına” karşı ortak bir cephe oluşturması zorunluluğunun açık bir şekilde belirmesine kadar varan bir gelişme göstermiştir. Başlangıçta Prusya için hayatî bir zorunluluk hâline gelen “Türkler” ile bir ittifak yapmak ve kurtuluşu bir “Türk müdahalesi”nde görmek arzusunun; giderek özellikle 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra “Prusya” ile bir ittifak yapmak ve bir “Prusya müdahalesi”ni temin ederek, düşmanlarla baş edebilmek amacına dönüşmesi ve böylece münasebetlerdeki karşılıklı menfaat dengesinin yer değiştirmesi, konuya ayrı bir önem kazandırmaktadır.

Coğrafi konumu itibariyle birbirlerinden çok uzak ve ilgisiz gibi görünen bu iki devletin, “müşterek komşu ve düşman” karşısında ortak bir politik davranış ve mukadderat birliği içinde bulunmaları, etkinliklerini yakın zamanlara kadar sürdürecek bir gelişmenin ana karakterini oluşturuyor.

500,00 TL
350,00 TL
%30
Para Puan: 35 Okur Puan
Saat Dakika içerisinde sipariş verirseniz, bugün kargoda.
Timaş Tarih
Kemal Beydilli  XVIII. Yüzyılda Osmanlı-Prusya Münasebetleri
500,00 TL
350,00 TL
Kitap Bilgileri
close
Yayın Tarihi: 2025-02-01
Sayfa Sayısı: 320
Ebat: 16x24
Kapak Türü: Amerikan Cilt
Kağıt Tipi: 2. Hamur (HOLMEN-Kitap Kağıdı) (60 Gr. - 2 Bulk)
Baskı Sayısı: 1
Eser Dili: Türkçe
ISBN: 978-625-6767-41-6
Barkod: 9786256767416
Stok Kodu: 15201.01.6355
Kitap Hakkında
close

“Politika her şeyden evvel, elverişli durumlar yaratmaya çalışmaktansa, mevcut bu gibi durumlardan istifade etmek sanatıdır. Bu yüzden önceden sonu belirsiz olaylar hakkında ileriye matuf antlaşmalar yapmamanızı ve ellerinizi bağlamamanızı tavsiye ediyorum. Böylece zaman, yer ve şartların el verdiği gibi olaylara müdahale etmeniz, yani bir kelime ile menfaatlerinize göre davranmanız mümkün olur.”

Prusya Kralı II. Friedrich

Usta tarihçi Prof. Dr. Kemal Beydilli’nin bu çalışması, doçentlik tezi olarak hazırladığı iki kitabının birleştirilmiş, tekrar gözden geçirilmiş, yeni bilgilerle takviye edilmiş ve genişletilmiş hâlidir.

II. Friedrich devrinde (1740-1786) Avusturya ve Rusya’ya karşı amansız bir mücadele veren ve zor durumda kalan Prusya’nın, bu devletleri arka cephelerinden sıkıştıracak bir kuvvet olarak Osmanlı İmparatorluğu’nu doğal bir müttefik olarak görmesiyle önem kazanan bu münasebet, giderek her iki devletin müşterek “komşu ve düşmanlarına” karşı ortak bir cephe oluşturması zorunluluğunun açık bir şekilde belirmesine kadar varan bir gelişme göstermiştir. Başlangıçta Prusya için hayatî bir zorunluluk hâline gelen “Türkler” ile bir ittifak yapmak ve kurtuluşu bir “Türk müdahalesi”nde görmek arzusunun; giderek özellikle 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra “Prusya” ile bir ittifak yapmak ve bir “Prusya müdahalesi”ni temin ederek, düşmanlarla baş edebilmek amacına dönüşmesi ve böylece münasebetlerdeki karşılıklı menfaat dengesinin yer değiştirmesi, konuya ayrı bir önem kazandırmaktadır.

Coğrafi konumu itibariyle birbirlerinden çok uzak ve ilgisiz gibi görünen bu iki devletin, “müşterek komşu ve düşman” karşısında ortak bir politik davranış ve mukadderat birliği içinde bulunmaları, etkinliklerini yakın zamanlara kadar sürdürecek bir gelişmenin ana karakterini oluşturuyor.

T-Soft 360 Logo T-SOFT E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır